Yardım Hesap Numarası: 0533.10.44247     VIPPS: 105640

Zamana ve zemine uygun bir şekilde nerede nasıl hareket edeceğini gayet mükemmel hesap eden ve planlı bir strateji uygulayan Hz. Muhammed (asv), yirmi üç yıl gibi kısa bir sürede tarihte eşine rastlanılmayacak büyük bir inkılabı gerçekleştirmişti. Kırk yaşında peygamberlik görevine başladığı zaman yapayalnızdı, güçsüzdü, maddi imkanları yoktu. Buna mukabil, mücadeleye giriştiği toplum, tasavvur edilebilecek en aşağı seviyede bulunuyordu. Müşriklerin inanç ve ibadetleri son derece mantıksız ve gülünçtü; ahlak telakkileri müptezeldi; hak, adalet anlayışları zulmün göstergesiydi; menfaatler her şeyin üstünde tutuluyordu. Böyle bir ortamda Hz. Peygamber (asv)’in yılmadan yorulmadan, büyük bir azim ve iştiyakta yürüttüğü İslam daveti, yirmi üç senede öyle bir sonuç verdi ki; artık o dönemden “Asr-ı Saadet” “Saadet asrı” diye bahsetmek gerekecekti.

Hz. Peygamber (asv) gerçekleştirdiği bu büyük inkılabın heyecanı ve görevini layıkıyla yapmış olmanın huzur ve mutluluğu içerisinde kendisine iman edenleri hicrî onuncu senenin hac mevsiminde hac yapmak üzere Mekke’de topladığı zaman, genellikle kabul edildiğine göre, etrafında 114.000 sahabi vardı. Bu hac, Hz. Peygamber (asv)’in son haccı olduğu için ve yaptıkları konuşmalarında bir bakıma ashabına veda ettiğinden “Veda Haccı” diye adlandırılmıştır. Bu haccın yerine getirilişi sırasında Peygamber Efendimiz (asv), muhtelif ibadet yerlerinde yaptığı konuşmalarında başlangıcından o güne kadar tebliğ ettiği hak dinin temel esas ve prensiplerini öz ve veciz ifadelerle, etrafını çevreleyen ashabının şahsında bütün ümmetine son bir kez daha takdim ediyor ve Rabbinden “Dinin artık tamam olduğu” mesajını alıyordu. (el-Maide, 5/3).

KAPAT